Pazartesi, Mart 30, 2015

Boşanma ve Tarihçesi

          Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesine boşanma denir. Günümüzde daha yaygın olmakla birlikte boşanma, evlilik kadar eskidir. Eski çağlardan beri bütün toplumlarda boşanmaya rastlanmaktadır.
         Boşanma, karşılıklı sevgiye, güvene ve mutluluk beklentisine dayalı olan evlilik ilişkisini sona erdirdiği için acı verici bir durumdur. Ana babanın mutsuzluğundan etkilenen çocuklar, boşanma sırasında anne ile baba arasında bir seçim yapmak zorunda kalırlar. Güven verici aile ortamını yitirdikleri duygusuna kapılırlar. Bundan dolayı boşanma çocuklar için özellikle zordur. Boşanmayla gelen değişiklikler, çoğu zaman çocukların davranış bozukluklarına yol açar. Dersleri aksar, arkadaşları ile olan ilişkileri etkilenir. Ne var ki çocuklar, eşler arasındaki uyumun bozulduğu, karşılıklı suçlamaların ve saygısız davranışların yer aldığı bir ortamda da mutlu olamazlar. Bu türden etkilerin de davranış bozukluklarına yol açtığı bir gerçektir. Gerçeklerin çocuğa ya da çocuklara onların anlayacağı bir biçimde anlatılması, durumu kabullenmelerini kolaylaştırabilir.
         Evlilik kadar eski olan boşanma, toplumların tarihsel gelişimine göre değişen özellikler gösterir. İlkel bir yaşam süren Pueblo Yerli kabilelerinde kadın, kocasının ayakkabılarını evin eşiğine bıraktığında onu boşamış sayılır. Birçok eski toplumda erkek çocuğun dünyaya gelmesi evliliği kalıcı kılardı. Kadının kısırlığı ise erkek için haklı bir boşanma nedeni sayılırdı.
         Eski çağın Asur, Babil gibi Mezopotamya toplumlarında boşanma kurallara bağlanmıştı. Asur toplumunda, kocanın karısına karşı görevlerini yerine getirmemesi durumunda kadının boşanma hakkı vardı. Boşanan kadın, koca evine getirdiği çeyiz denilen eşyayı geri alabilir ve boşandığı eşinin mirası üstündeki haklarını da korurdu. Tutsak düşmüş bir savaşçının karısı iki yıl bekledikten sonra boşanmış sayılırdı ve yeniden evlenebilirdi.
          İslam hukukunun geçerli olduğu Osmanlı toplumunda, boşanma hakkı ilke olarak kocaya tanınmıştı. Koca karısını tek yanlı olarak boşayabilir, üç kez yinelenen "boş ol" sözleriyle boşanma kesinlik kazanırdı. Buna rağmen boşanma, gelenekçi bir toplum olan Osmanlılarda hoş karşılanmadığı için yaygın değildi.
          Hıristiyan dünyasında ise Katolik Kilisesi boşanmaya izin vermez. Bazı Katolik ülkelerde boşanma bugün bile olanaksızdır. Reform'dan sonra Protestan Kilisesi boşanmanın hukuk mahkemelerinin ilgi alanına giren "dünyasal bir şey" olduğu görüşünü benimsedi ve boşanmaya karşı çıkmadı.
         Günümüzde, Katolik ilkelere sıkıca bağlı olan ve yasaları boşanmaya izin vermeyen az sayıda ülke dışında, boşanma yasalarla düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu' nda sayılan boşanma nedenlerinden birinin varlığı durumunda, mahkemeler boşanma kararı verebilir. Günümüzde boşanmayı kolaylaştırma yönündeki bir eğilim güçlenmektedir. Eşlerin karşılıklı isteği durumunda, yargıçlar kolayca boşanma kararı verebilir.




Allah’ın (Celle Celâlühü) yolunda ve O’nun Dininin Nusreti İçin Cihad Eden Müslümanlar Hakkında Bazı Ayetler



بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ
إِنَّ اللَّهَ اشْتَرَى مِنَ الْمُؤْمِنِينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ الْجَنَّةَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنْجِيلِ وَالْقُرْآنِ وَمَنْ أَوْفَى بِعَهْدِهِ مِنَ اللَّهِ فَاسْتَبْشِرُوا بِبَيْعِكُمُ الَّذِي بَايَعْتُمْ بِهِ وَذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
(1) - سورة التوبة-الآية رقم (111)
1 – Tevbe Sûresi Ayet 111 :
Allah, mü’minlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine cennet vermek üzere satın almıştır: Allah yolunda çarpışacaklar da öldürecekler ve öldürülecekler. Bu, Tevrat'ta da, İncil'de de Kur'ân' da da Allah'ın kendi üzerine yüklendiği bir ahittir. Allah' dan ziyade ahdine riayet edecek kim vardır? O halde yaptığınız alış-veriş ahdinden dolayı size müjdeler olsun! Ve işte o büyük kurtuluş budur.

 وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاءَ عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ
(2) - سورة الحج-الآية رقم (78)
2 – Hac Sûresi Ayet 78 :
Allah uğrunda gerektiği gibi cihad edin. Sizi o seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır. Daha önce ve Kur'ân' da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size müslüman adını veren O'dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır!
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ
(3) - سورة الحجرات-الآية رقم (15)
3 – Hucurat Sûresi Ayet  15 :
Gerçek mü’minler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır. İşte doğrular ancak onlardır.
 تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ إِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ
(4) - سورة الصف-الآية رقم (11)
4 - Saff Sûresi Ayet 11 :
Allah'a ve Resulüne inanırsınız, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz sizin için en iyisi budur.

Pazar, Mart 01, 2015

Ülkeyi ıslah eden padişah



 Prof. Dr. İlber Ortaylı
Sultan Abdülmecid'in adı, hazzetmediğim birtakım tertip teorilerine karıştı. Onun döneminin sadece bu seminer ile değil, pek çok araştırma ile incelenmesi gerek.
Bu hafta Dolmabahçe Sarayı'nda Sultan Abdülmecid Han için bir bilimsel sempozyum toplandı. Basında bir kıyamet koptu, "17 Kasım'ın Sultan Abdülmecid Han'ın ne doğumu, ne ölümü, ne de tahta çıkış tarihi ile bir ilgisi yoktur" diyerek. Doğrudur; Tanzimat Fermanı 3 Kasım 1839'da okundu. Belirtildiği gibi bu 17 Kasım günü 1922 yılında son padişah VI. Mehmed Vahideddin'in İstanbul'u Britanya'nın Malaya zırhlısıyla ebediyen terki tarihidir. "Bu tarih mi anılıyor?" demeye geldi. Bu tip tertip teorilerinden hazzedenlerden değilim. Kaldı ki bu sempozyumun planını tertipleyen arkadaşların günlük tarihler konusunda bu kadar hassas ve işbilir olduğunu da hiç zannetmiyorum.
İktidarı bürokratlara teslim etti
 Sultan Abdülmecid Han çok genç yaşta tahta çıktı. Babası II. Mahmud'un kadınefendilerinden Bezmialem Valide Sultan'ın oğludur. Kendisinden sonra 1861'de tahta çıkan kardeşi Sultan Abdülaziz Han da diğer kadınefendi Pertevniyal Valide Sultan'dan doğmadır. Osmanlı saltanatı sonuna kadar Sultan Abdülmecid Han'ın oğullarıyla devam etti. Ancak son halife Abdülmecid Efendi ve Sultan Mehmed Reşad zamanındaki veliaht-ı saltanat Yusuf İzzettin Efendi, Abdülaziz Han'ın çocuklarıdır. Osmanlı tarihinde nadir olarak son padişah ile son halifenin çocukları evlendi ve üç prenses torun Neslişah, Hanzade ve Necla sultanlar iki kolun ortak torunudurlar.
Sultan Abdülmecid Han'ın mutedil, kanuni idareye saygılı ve Türkiye idaresini kanun devleti esaslarına bağlamaya niyetli bir kişiliği vardır. Bu nedenle de iktidarını tereddüt etmeden daha başından Mustafa Reşit Paşa'nın başı çektiği Tanzimat bürokratlarına teslim etmiştir ki, tahta çıktığında 3 Kasım tarihinde ilan ettiği Gülhane Hatt-ı Humayunu (veya Tanzimat Fermanı) kanuni, eşitlikçi, her dinden tebaanın hukukunu gözeten yeni dönemin başlangıcıdır. Başka türlü hareket etmek galiba mümkün değildi.
Deniz ulaşımını geliştirdi
Gerçi Avrupa, Fransız İhtilali'ne tepki olarak 1815 Viyana Kongresi'nden sonra muhafazakar ve otoriter devlet sistemine dönmüştü. Ama bu otorite kanun devleti esasları dahilinde devam ettiriliyordu. Üstelik de her yerde eğitim, sanayileşme, tarımsal modernleşme alanındaki reformlar geniş ölçüde halkın katılım ve desteğini gerektirmekteydi. Prens Metternich'in başbakan olarak yönettiği Avusturya imparatorluğu buna bir örnekti. Bankacılık, demiryolculuk ve eğitim gelişiyordu. Macaristan tarımının ıslahı için Metternich hem şahsi hem de siyasi rakibi olan Kont Istvan Sechenyi ile işbirliği yapmakta dahi tereddüt etmemiştir. Britanya İmparatorluğu'nun toplumsal çehresini bu dönemde muhafazakârların lideri ve Türk dostu akıllı başbakan Benjamin Disraeli reformlarla değiştiriyordu. Hepsi de Tanzimat'ın Osmanlı devlet adamlarıyla yakın ilişkideydiler ve devlet kadrolarımızı hayranlık derecesinde takdir ediyorlardı.
Türkiye Sultan Abdülmecid Han'ın devrinde demiryolunu tanıdı. Bazı karayollarını ve posta sistemini ıslah etti. Deniz ulaşımını geliştirmeye başladı. Telgraf sistemini etkinlikle yaydı. İlkokul düzeyinden başlayarak eğitimi yeniden teşkilatlandırdı. Mühendislik, tıp ve askeri alanda Avrupa devletlerinde dahi henüz kurulan kurmay subay eğitimini bu dönemde kurup başarılarla devam ettirdi.
Tercüme faaliyeti arttı
İktisadi problemleri bastırmasına rağmen imparatorluğun yüzü değişiyordu. Galip çıktığımız Kırım Savaşı olmasa daha birçok alanda etkili reformlar gerçekleştirilebilirdi. Sultan Abdülmecid Han despot bir hükümdar değildi. Tam ayrıntılarını bilmesek de, Kuleli vakasında askeri bir ayaklanma teşebbüsü söz konusuydu; burada bile kimseye ağır cezalar verilmemiştir. Döneminde siyasi idam cezası uygulamayan tek hükümdar Sultan Abdülmecid'dir.
Hiç şüphe yok ki başarılı bazı kamu teşebbüsleri yanında iktisadi başarısızlıklar, yeni devrin getirdiği ve özellikle Mısır aristokrasisinin taklidi ile gelişen israf da bu dönemi gölgeler. Türk musikisinin en önemli örnekleri bu döneme aittir. Musiki ve resimde batılılaşma da Sultan Abdülmecid devrinde başlamıştır. Ve Türkiye'nin batı edebiyatına düşkünlük ve tercüme faaliyeti kadar asıl doğu edebiyatını araştırması ve tetkikler yapması da Sultan Abdülmecid devrinde yoğunlaşmıştır. Bu dönemi sadece bu haftaki Abdülmecid Han semineri ile değil daha bunun gibi nice seminer araştırmalarla ortaya koymamız kaçınılmazdır.

basmalah_sparkling

Arama Motoru / Search