Pazar, Eylül 16, 2007

ENBİYA SURESİ (83_94.) ÂYETLERİN MEÂLLERİ


ENBİYA SURESİ (83_94.) ÂYETLERİN MEÂLLERİ


(ENBİYÂ suresi 83. ayet) :

وَأَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الضُّرُّ
وَأَنتَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

Ve Eyyûb'u da (an) o vakit ki, Rabbine nidâ etti, (dedi ki:)
«Şüphe yok, beni zarar kapladı
ve Sen (Yarabbi) rahmet edenlerin en merhametlisisin.»

(ENBİYÂ suresi 84. ayet) :

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِهِ مِن ضُرٍّ وَآتَيْنَاهُ أَهْلَهُ
وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنْ عِندِنَا وَذِكْرَى لِلْعَابِدِينَ

Biz de O'nun duasını kabul ettik de O'nda olan ızdırabı açıverdik
ve O'na ehlini ve onlar ile beraber onların bir mislini kendi tarafımızdan bir rahmet ve ibadet edenler için bir mev'ize olmak üzere verdik.

(ENBİYÂ suresi 85. ayet) :

وَإِسْمَاعِيلَ وَإِدْرِيسَ وَذَا الْكِفْلِ كُلٌّ مِّنَ الصَّابِرِينَ

Ve İsmail ve İdris ve Zülkifl'i (de yâd et). Hepsi de sabredenlerden idiler.

(ENBİYÂ suresi 86. ayet) :

وَأَدْخَلْنَاهُمْ فِي رَحْمَتِنَا إِنَّهُم مِّنَ الصَّالِحِينَ
Ve onları rahmetimize idhâl ettik. Şüphe yok ki, onlar sâlihlerden idiler.

(ENBİYÂ suresi 87. ayet) :

وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن نَّقْدِرَ عَلَيْهِ
فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا أَنتَ
سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

Ve Zennûn'u (Yunus’u) da (yâd et) o vakit ki, öfkelenerek gitmişti.
Bizim kendisini muaheze etmeyeceğimizi zannetmişti.
(bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı.)
Derken zulmetler (karanlıklar) içinde (kalıp) niyazda bulundu ki:
«(Yarabbi!) Senden başka ilâh yoktur, seni tenzih ederim.
Şüphe yok ki ben zalimlerden oldum.»

(ENBİYÂ suresi 88. ayet) :

فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّ
وَكَذَلِكَ نُنجِي الْمُؤْمِنِينَ
Artık Biz de O'nun duasına icabet ettik de O'nu gamdan kurtardık
ve mü'minleri de böylece necâta erdiririz.

(ENBİYÂ suresi 89. ayet) :
وَزَكَرِيَّا إِذْ نَادَى رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا
وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
Ve Zekeriya'yı da (an) o vakit ki, Rabbine nidâ etti,
«Yarabbi! Beni yalnız bırakma, Sen vârislerin hayırlısısın» (dedi).

(ENBİYÂ suresi 90. ayet) :
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيَى
وَأَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُ
إِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ
وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا
وَكَانُوا لَنَا خَاشِعِينَ


Biz de O'na icabet ettik ve O'na Yahya'yı ihsan eyledik.
ve O'nun için refikasını ıslah kıldık.
Muhakkak ki, onlar hayırlı işlere koşarlardı.
Ve Bize rağbetle ve haşyetle dua ederlerdi.
ve Bizim için mütevazi zâtlar olmuşlardı.

(ENBİYÂ suresi 91. ayet) :
وَالَّتِي أَحْصَنَتْ فَرْجَهَا
فَنَفَخْنَا فِيهَا مِن رُّوحِنَا
وَجَعَلْنَاهَا وَابْنَهَا آيَةً لِّلْعَالَمِينَ

Ve ismetini pek güzelce muhafaza etmiş olanı da (yâd et ki)
kendisine rûhumuzdan üflemiştik.
Ve O'nu ve oğlunu da âlemlere bir âyet kılmıştık.

(ENBİYÂ suresi 92. ayet) :

إِنَّ هَذِهِ أُمَّتُكُمْ أُمَّةً وَاحِدَةً وَأَنَا رَبُّكُمْ فَاعْبُدُونِ

Şüphe yok ki bu sizin ümmetiniz (bütün peygamberler ve onlara iman edenler)
Tek bir ümmettir (Tek bir dindir), Ben de sizin Rabbinizim. Artık Bana ibadet ediniz.

(ENBİYÂ suresi 93 ayet) :

وَتَقَطَّعُوا أَمْرَهُم بَيْنَهُمْ كُلٌّ إِلَيْنَا رَاجِعُونَ

(Bazı milletler) Din işlerinde kendi aralarında fırka fırka oldular. Hepsi de Bize dönücülerdir.

(ENBİYÂ suresi 94. ayet) :

فَمَن يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ وَهُوَ مُؤْمِنٌ
فَلَا كُفْرَانَ لِسَعْيِهِ
وَإِنَّا لَهُ كَاتِبُونَ

Bu durumda her kim mü'min olduğu halde sâlih amellerden işlerse artık onun çalışması için küfran yoktur (onun çabasını görmezlikten gelmek olmaz.)
ve şüphe yok ki, Biz onun hesabına yazmaktayız.


0 yorum: